psikoloji

  • Ağu 11, 2011
    Yaşamınızın kontrolü kimde? Giderek hızlanıyoruz. Zaman sabit hızla devam ederken yoluna, biz hızlandıkça değişiyoruz.   Geçtiğimiz yüzyılda icat edilen bir gerecin hayata geçirilmesi yıllar alırken ve yeni bir icat ancak bir sonraki nesle nasip olurken, artan gelişim hızı sayesinde teknolojik gereçler neredeyse her gün güncelleniyor. Bugün aldığımız elektronik cihaz ertesi gün eski nesil olarak nitelenebiliyor. Gidişat bilimkurgu romanlarındaki teknolojik düzeylere ulaşmamızın her geçen gün daha...
  • Ağu 11, 2011
    Yaşamınıza yön verirken iplerin ne kadarını kendi elinizde hissediyorsunuz? Pek çoğunuzun yaşamımın kontrolü benim elimde değil, kaderime razı oluyorum dediğini duyar gibiyim. Elbette haklı tarafları var bu söylemin. Yeryüzünde gidişatımızı belirleyen bazı kontrol dışı etmenler olduğu doğru iklim, doğa olayları, sağlık sorunları, genetik özelliklerimiz gibi. Öte yandan ise pek çok etmen aslında tamamen kendi kontrolümüz altında. Kendi hayat senaryolarımızı kendimiz yazıyoruz. Senaryonun şimdiki sahnesinde neyi seçip neyi...
  • Ağu 11, 2011
    The Phoenix burning to death see through looking glass her unborn daughter “İnsan neden yazar?” diye düşünüyorum bir süredir. Birini oturup harfleri, kelimeleri ardarda dizerek aklındakileri kağıda ya da bilgisayara dökmeye iten nasıl bir sebeptir? Bu konuda birşeyler yazayım diye oturduğumda farkettim ki, o an beni klavyenin başına oturtan şey “yazma isteği”. “Yazmayı neden ister bir insan?” diye düşünmeye başladım böylece. Yazmak en basit tanımıyla kendini ifade etmek demek. Düşündüklerimizin...
  • Ağu 11, 2011
    "Sinirim bozuk olduğu zamanlarda yaptığım gibi yine bir gece sabahlamaya karar vermiş odamda oturuyordum. Etrafta bitmiş tütsüden geriye kalan sandal ağacı kokuları, son zamanlarda en sevdiğim şarkılardan oluşan bir playlist, elimde şekersiz kahvem ve abur cuburlarımla. Takılmışım bir konuya düşünmeden duramıyordum. Saçmalamıştım yine bir şekilde ve bunun temelinde yatanı bulmaya karar vermiştim o gece. Sabaha kadar buldum buldum, yok bulamazsam güneş doğar doğmaz aramayı planlıyordum Didem’i. Düşünme sınırlarımı zorlayana kadar oturdum...
  • Ağu 11, 2011
    Hızla gelişen teknolojinin yeni yeni yazılmaya başlayan kuralları ve zaman kazandırması beklenirken paradoksal bir şekilde telaşımızı arttıran hızı sayesinde giderek bireyselleşiyoruz. Aynı paradoks hayatımızın her alanında var. Genişleyerek hızla büyüyen kentler birbirleri arasındaki mesafeyi kısaltırken, aynı kentin sakinleri arasındaki mesafe hem sürede, hem gözümüzde büyüyor. Pazar yerlerinin eş dostla çıkılan, pazarcılarla, pazarlıkçılarla birbirine sataşarak, atışarak, gülüşerek yapılan alışverişleri bitti. Şimdi daha...
  • Ağu 11, 2011
    “Genel Ahlaksız”,”Geyiz Lezbiyeniz Biseksüeliz”,”Buradayız Alışın”,”Oğlumun Derneğine Dokunma” sesleriyle inledi geçtiğimiz günlerde Beyoğlu. Onlarca lezbiyen, gey, biseksüel, transeksüel, travesti ellerinde o rengarenk bayraklarıyla “onur” yürüyüşlerini yaptılar. Peki nedir “onur” yürüyüşü? Yıl 1969, Stonewall Inn adlı barda baskıya, şiddete dayanamayan eşcinseller ayaklanmış, kendileri üzerinde baskı kuran polisi bara hapsetmiş ve 4 gün...
  • Ağu 10, 2011
    Psikiyatri oldukça fazla ilgi çeken, ancak bunun yanında çekinilerek gerektiğinden çok daha az başvurulan bir tıp dalı. Oysa toplumda psikiyatrik hastalıklar çok sık ve yaygın görülüyor...   Örneğin, her dört kişiden birinin yaşamı boyunca en az bir ruhsal rahatsızlıktan etkileneceği ve gelecek on yıl içinde depresyonun dünyada en fazla yeti yitimine neden olan hastalık olacağı biliniyor. Yani gelecek on yılda iş verimsizliğine, evliliklerde mutsuzluğa, yaşam enerjisinde azalmaya, yaratıcılığın ve ü...
  • Bir
    Mar 01, 2011
    İnsan o en korunaklı yer olan ana rahminden çığlıklarla ayrılır; bir süre için hala tektir gerçi annesiyle, çünkü ona göre annesi hala onun bir parçasıdır. Ama zaman geçer ve annesinin ayrı bir nesne olduğunu farkeder ve o andan itibaren hep biriyle bir şekilde “bir” olmaya çalışır.   Anneyi sınar, “bir” olmadığını farketse de onun koşulsuz bir şekilde hep yanında olup olmadığını gözler. Düşer annesini arar, yanına yabancı biri gelir annesini arar, uykusu gelir annesini arar; b...
  • Şub 01, 2011
    Savunmasız ve kırılgan zamanlarında kendi sığınağına gizlenir her canlı. Nereye gizleneceğini düşünmemiş olsa da öncesinde, kendi sığınağını bir şekilde sezer, en kolayda olan, en güvenli, en bildik olan yere gizlenir. Kaplumbağanın en bildik sığınağı kabuğudur mesela, kedininki bir koltuğun altı. Çocuk annesinin bacaklarının arasına sığınır, kabadayı kendi cüsseli bedeninin ya da belki bir silahın ardına sığınır.   Tehlike dışarıdan geldiğinde sığınmanın amacı korunmak, zayıf tarafını göstermemek ve darbe almamaktır genelde. Organizma en...
İçeriği paylaş